22
Hz. Muhammed(s.a.v)’in Komşuluğu
Posted by zixak“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyuran Allah Rasûlü’nün ((S.A.V).) hayatına baktığımız zaman, insanların sosyal hayatta nasıl olmaları gerektiğinin cevabını, en güzel O’nun hayatında görmemiz mümkündür. O, bizim her konuda örneğimiz ve önderimiz olduğunu göre, bu konuda da O’nun yaşantısı hal ve hareketleri bizlere örnek olmalıdır.Emirleri, bu noktada da yapılması ve tutulması gereken emirlerdir.
Rabbimiz Nisa Süresinde “Hem Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şey ortak koşmayın, anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanında bulunan arkadaşa, yolda kalmışlara ve sahip olduğunuz kölelere iyilik edin…”
Bu ilahi emirde de kesinlikle iyilik yapmamız islenmektedir. Unutulmamalıdır ki kendi aile fertleri ile ilişkileri iyi olmayan bir kişinin toplumla da ilişkisinin kopuk olacağı aşikardır. İnsani özellikler ve islami farizalarla ilgili görevlerimizi yerine getirmememiz, beşeri bağları kopartmamız bazı hakların ihlaline sebebiyet verir.
Üç nevi komşu
Bir hadisi şerifte de Rasulullah üç nevi komşu olduğunu bildirmiştir: “Üç nevî komşu vardır: Bir hakkı olan komşu, iki hakkı olan komşu ve üç hakkı olan komşu.
Üç hakkı olan komşu, Müslüman ve akraba olan komşudur. Bunun; komşuluk, İslamiyet ve akrabalık olmak üzere ÜÇ hakkı vardır. İki hakkı olan komşu Müslüman oları komşudur. Bunun, komşuluk ve İslamiyet hakkı olmak ü-zere iki hakkı vardır. Üçüncüsü Müslüman olmayan komşudur. Onun da hakkı vardır. O da komşuluk hakkıdır.”
Bu hadisi şerifte Allah Rasulü komşula rımızın kimler olduğunu ve hak derecelerini açık ve net olarak bildirmiştir.
Başka bir hadisi şerifte ise Resüli Ekrem şöyle buyurmuştur. “Cebrail, komşu hakkında bana öyle tavsiyelerde bulundu ki, neticede komşuyu komşuya vâris kılacak sandım.
Rivayet1 e göre; adamın biri İbn Mes’ûd’a (r.a.) gelerek:
” Bir komşum var; dâima bana zahmet verir, kötü söz söyler ve durmadan eziyet eder,” dedi İbn Mes’ûd:
” Sen git yerinde otur. O, senin hakkında Allah’a isyan etti ise sen onun hakkında Allah’a dua et,” tavsiyesinde bulundu.
Zühri şöyle demiştir: Bir adam Rasüli Ekrem’e gelerek komşusundan şikâyet etti, Rasülü Ekrem mescidin kapısında:
“Bilmiş olun ki, kırk ev komşudur.” diye nida edilmesini emretti.
Zühri devamla: “Kırk ev sağdan, kırk ev soldan, kırk ev önden, kırk ev de arkadan komşudur.” diyerek dört tarafı i-şaret etmiştir.
Komşu hakkı, yalnız kötülük etmekten sakınmak demek değildir. Belki, onun eziyetine de katlanmak lâzımdır.Zen-gin ve fakir komşu arasındaki ilişki ortaya konurken denil di ki, kıyamet günü, yoksullar zengin komşularının yakalarından yapışarak Allah’u Teâlâ’nın huzuruna getirir ve: “Ya Rab buna sor, neden bana yardım etmedi” der.
Rasül’i Ekrem şöyle buyurmuştur: “Allah’a ve ahiret gününe imanı olan komşusuna ikram etsin.”
Komşuya ikram etmek önemli olduğu gibi ona selâm vermek, onun her alandaki maddi ve manevi sorunlarıyla da ilgilenmek islamın bize yüklemiş olduğu önemli vazifelerdendir;. Ayrıca hastalandığında ziyaret, bir felakete uğradığıncia taziye , sevinçli günlerinde tebrik etmek ve kendi sevincini göstermek, kusurlarını bağışlamak , kapı ve pencereden gizli hallerini araştırmamak, evinin önünü daraltmamak, evine getirdiği eşyaya göz dikmemek gerekmektedir. Çünkü Resüli Ekrem şöyle buyurmuştur: “Komşusu, şerrinden emin olmayan kişi, kâmil manada iman etmiş olmaz.”
Komşuluk hakkı
Komşu evinden ayrıldığı zaman evini korumak, konuştuklarını dinlememek, mahrem yerlerine bakmamak, çocukları ile güzel konuşmak, din ve dünyasında bilmediklerini ona öğretmek de, komşunun komşu üzerindeki haklarındandır.Resüli Ekrem ((S.A.V).) Efendimiz, bu konuda şöyle buyurmuştur:”Komşu hakkının nelerden ibaret olduğunu bilir misiniz
Yardım istediğinde yardımına koşmak, ödünç isterse vermek, muhtaç olursu ihtiyacını gidermek, hastalandığında, geçmiş olsuna gitmek, ölünce cenazesinde bulunmak, sevinçli günlerinde sevincini paylaşmak, felâketli günlerinde yardımına koşmaktır.Müsaadesi olmadan, havasını kesecek şekilde, evini onun evinden daha yüksek yapma. Komşuna eziyet etme. Satın aldığın meyveden ona da ver; vermeyeceksen de gösterme. Çocuğun onun çocuklarına karşı bu meyveleri sokak ortasında yemesin. Tencerende pişirdiğin yemeğin kokusu ile onu incitme.(Sonra devamla): Komşu hakkının ne demek olduğunu bilir misiniz? Varlığımı kudreti elinde bulunduran Allah’a and olsun ki, komşu hakkını ancak Allahu Teâla’mn rahmetine mazhar olan kimseler ödeyebilir. Mücahid diyor ki: Abdullah İbn Ömer’in yanında bulunuyordum. Hizmetçisi de bir koyun yüzüyordu. Abdullah hizmetçisine birkaç kez:
“Koyunu yüzdüğün zaman, Yahudi komşumuzu unutma; önce onun hakkını ver.” dedi. Hizmetçi; “niçin böyle söylüyorsun?” deyince, Abdullah; “Resüli Ekrem, komşularımız hakkında bize o derece tavsiyelerde bulundu ki, malımıza vâris olacaklarını sanmıştık.” dedi.
Hz. Aişe (r.a.) şöyle demiştir: “Ululuk vasıfları ve güzel huylar, bazen babada olmaz da oğulda olur; efendisinde bulunmaz da kölesinde bulunur. Allahu Teâlâ bu vasıfları dilediği kullarına verir.Bu vasıflar; doğru konuşmak, insanlara güvenmek, isteyince vermek, akrabayı görüp gözetmek, emânete riâyet etmek, komşusunun ve akrabasının bazı kusurlarını görmezlikten gelmek ve misafirlere ikram da bulunmaktır. Bunların hepsinin başı da hayadır.
Bugün ise…
Bugün oturup kendimizle yüzleşmeliyiz. Sosyal hayatımızın çok önemli bir parçası olan komşularla i-lişkimizde dinin bu kadar önem verdiği ve önemle üzerinde durduğu bu hususta din benim için ne kadar belirleyicidir? Bunu öğrenmeli ve yaşamalıyız. Maalesef bu gün yaşananlar ve yaşadığımız hayat komşuluk ilşkileri açısından değerlendirilince, dine her alanda olduğu gibi bu alanda da söz hakkı vermediğimiz gerçeğiyle karşı karşıya kalırız. Bu gün varolan ilişkiler de bu yüzden çökmüştür. Kendimize gelmek, islam şuuruyla hareket etmek ve hatalarımızı tamir etmek zorundayız.
http://www.imamhatip.com