Åžub
22

Efendimiz(s.a.v)in İnfak Anlayışı

Posted by zixak

Efendimiz aleyhisselam, tasavvur edilemeyecek kadar bir infak sahibi idi. Düşünülemeyecek derecede infak zevki yaşardı. Hiçbir şeyi bir dostuyla paylaşmadan yemezdi. O kadar maruf olmuştu ki, bir tek hurma gelse, “Bir mü’min gelse de hurmayı paylaşarak yesek� derdi…

Tek başına yemek yemeyi kendisine ve dostlarına yasaklamıştı. Bu infakın basit gibi görünen, ama önemli bir ilkesidir.

Onun ardından Efendimizin devamlı tebessümü vardır… Fahr-i Kâinat Efendimiz yüksek sesle gülmezdi, ama tebessümünü bir an için terk etmezdi. Bunu Efendimizin genel infak hadisesi içerisinde mütalâa etmemiz lazım.

Ama, asıl mühimi Efendimizin bütün malını infak etmesidir. Hz Hatice’den Efendimize intikal eden servet bugünün değeriyle eşsiz bir servetti. Efendimiz bu serveti sırf Mekke çölüne sürülen yetmiş-seksen kadar mü’min kardeşimize karaborsadan su ve ekmek almak için harcadı ve bu harcama o kadar şiddetli oldu ki, Hz Hatice Annemiz dünyasını değişmesinden sonra aşağı yukarı bu servet sıfırlanmış oldu.

Yani Efendimizin infak tarzı tasavvurun çok ötesinde bir dağıtıştır…

Efendimiz, gözbebeği olan Hz. Fatıma’yı Medine’de evlendirirken, bir düğün yemeği hazırlayacak kadar maddi gücünün olmaması sıkıntısını yaşamıştır. Hayır zevk yaratmıştır. Çünkü o infak zevkini dağıtarak yaşamıştır. O infak, Efendimizin kalbinin bütün evrenlere açılma tarzıdır.

Onun için infak, Efendimizin en büyük özelliğidir ve insanların infak yaparak Efendimize benzeme çabası da en kıymetli çabadır. Çünkü Efendimizin Kur’an âyetinde emredilen, “O sizden hiçbir gayb sırrını gizlemedi� sırrı çok önemlidir.

Bu gaybdaki sırları yalnız insanlara değil, meleklere, cinlere kadar ’tan aldığının tümünü varlıklara yansıttı. Eğer fahr-i Kâinat Efendimiz, Cenab-ı Haktan aldığını yansıtmamış olsaydı, insanlar hiçbir şey öğrenemez, bilemezlerdi.

Onun için, Efendimiz bir anlamda zevklerini, gönlündeki sevgisini bütün kâinata infak etmiştir.

Miraç’ta , “Benden ne istiyorsun? � dediği zaman , “Bana verdiğin bu nimeti salih olan mü’minlere de ver� demiştir.

Binaenaleyh, Fahr-i Kâinat Efendimizin huyu, kalb-i Muhammedî’yi kâinatın merkezine koyup bütün varlıklara ve evrenlere infak etmektir.

Efendimizin sırrı içerisinde Cenab-ı Hak BİR KULA BAKARKEN, ONDA MEZİYET ARAMAK İÇİN EFENDİMİZE BENZEYİŞİ ARAR, BU BENZEYİŞİ BULMAK İÇİN İNFAKTA PARALELLİK ŞARTTIR..

Hiç kimse Efendimiz gibi infak edemez.
Ne gönlünü infak edebilir, ne malını infak edebilir.

Efendimizin infak sırrını taklit ederek ancak bir çıkış noktasına varabiliriz.

Aksi takdirde kulluğun ezikliğini, dünyaya bağlılığın pisliğini atamazlar.

İnfak bu bakımdan hem süper bir kurtuluş çaresi, hem de insanları tasnif eden büyük bir laboratuvardır. İNSANLARIN İNFAKLARIYLA ANCAK HESAP GÖRÜLÜR.

DR. HALUK NURBAKİ