Â
Â
İslâm’ın beÅŸ ÅŸartından birisi, belki en önemlisi olan namaz, belirli fiil ve hususî rukünlerle Allah Teâlâ’ya kulluk etmektir. Namazın zahiri, birtakım hareket ve zikirden ibaret ise de gerçekte, ilmî her ÅŸeyi kapsayan Cenâb-ı Hakk’a tazarru ve niyazdan ibarettir. BeÅŸ vakit namaz hicretten bir buçuk sene önce miraçta farz kılınmıştır. Âkil ve bâliÄŸ olan her Müslümanın yapması gereken farz-ı ayn bir ibadettir. Hz. Peygamber ümmetine öğrettiÄŸi namazı herkesten çok eda etmiÅŸ, onu gözünün nuru, gönlünün süruru olarak tavsif etmiÅŸtir. Kaynaklarda, Hz. Peygamberin pek çok nafile namaz kıldığı, hatta bu sebeple ayaklarının bile ÅŸiÅŸtiÄŸi, bunu sadece Allah’a şükreden bir kul olmak maksadıyla yaptığı nakledilmektedir. Peygamberimiz, farz namazlarını, ashabının gözü önünde kılmış, miktar ve hususiyetleri herkes tarafından tesbit edilmiÅŸ ve öğrenilmiÅŸtir. Ancak O’na mahsus olan bazı nafile namazlar herkes tarafından aynı açıklıkla bilinmiyordu. O’nun nafile namazları gece kıldıkları, gündüz kıldıkları ve diÄŸer bazı nafile namazlar olmak üzere üç gurupta incelenebilir: a) Gece Kıldıkları Nafile Namazlar Hz. Peygamberin gece ibadetlerine baÅŸta hanımları olmak üzere, bazı yakınları ve bir kısım ashab-ı kiram da ÅŸahit olmuÅŸtur. Hz. AiÅŸe, O’nun mutat gecelerinden birini tavsif ederken “… O, gecenin evvelinde uyur, son safhalarında ibadete kalkardı. Seher vakti girince vitir namazını kılar, sonra yatağına gelirdi…” demektedir. İbn Abbas da Hz. Peygamberin evinde misafir olarak kaldığı gecede gördüklerini şöylece dile getirir: “Gecenin yarısı yahut biraz öncesi veya sonrası idi. Rasûlullah yataktan kalktı. Ellerini yüzüne sürerek uykusunu dağıttı. Sonra Âl-i İmrân sûresinin son âyetlerini okudu. Asılı duran su matarasından güzel güzel abdest aldı ve namaza baÅŸladı. Ben de kalktım. Abdest alarak saÄŸ yanında namaza durdum. O, saÄŸ elini başımın üzerine koyup okÅŸadı. Sonra kulağımı hafifçe burdu. Sonra da, ikiÅŸer rekat olmak üzere, on iki rekat namaz kıldı. Sonunda da tek rekat namaz kılıp yattı. Müezzin sabah namazını kıldırması için kendisine durumu bildirince kalktı ve iki kısa rekat namaz kılıp mescide çıktı. Sonra da sabah namazının farzını eda etti.” Hz. AiÅŸe Rasûlullah’ın ömrünün son senesinde oturarak namaz kılmaya baÅŸladığını, kıraatından 30 veya 40 âyet kaldığında ayaÄŸa kalkıp okuduÄŸunu ve öylece kıldığını anlatmaktadır. Secdelerinin ve kıyamlarının uzunluÄŸu göz önünde tutulursa, Hz. Peygamberin her gece bir saatten fazla ibadet yaptığı söylenebilir. b) Gündüz Kıldığı Nafileler Hz. Peygamber gündüz boyunca da birçok nafile namaz kılmaya devam etmiÅŸtir. Öğlenin farzından önce dört sonra iki, akÅŸamın farzından sonra iki, yatsının farzından sonra iki rekat namaz kılmıştır. Özellikle, sabahın farzından önce kılınan iki rekat sünnetin yerinin daha büyük olduÄŸu nakledilmektedir. Bu namazlar müekked sünnet denilen hemen hemen hiç ihmal etmeksizin çoÄŸunlukla kıldığı namazlardır. Gayri müekked diye vasıflandırılan namazlar ise bazı kere yaptığı üzere, ikindinin ve yatsının farzından önce kılındığı dört rekat namazlardır. Mescide girildiÄŸinde kılınan tahiyyatü’l-mescid isimli iki rekatlık namaz da nafile ibadetler cümlesindendir. Bu namazların yanında Hz. Peygamberin, kuÅŸluk namazı diye bir namaz kıldığından da söz edildiÄŸi de görülmektedir. c) Kıldığı DiÄŸer Nafile Namazlar Yukarda izah edilenlerin dışında Rasûlullah, teravih namazı ve çeÅŸitli vesilelerle baÅŸka nafile namazlar da kılmıştır. Mesela yaÄŸmur duası ve namazı zikredilebilir. GüneÅŸ tutulduÄŸu zaman da 2 rekatlık bir namazı cemaatle kılmıştır. Ayrıca ay tutulması sırasında da nafile namaz kılınmıştır. Yolculuktan döndükten sonra 2 rekat bir namaz kılmak da müstehab sayılmıştır. Rasûlullah’ın böyle bir namazı kıldığı rivayet edilmektedir. Bu nafile namazlar arasında tesbih namazı isimli bir namaz da vardır. Bu arada istihare namazının varlığından söz edilmektedir. AkÅŸamın 2 rekat sünnetinden sonra onu 6′ya tamamlamak hususunda da hadisler vardır. Fakat salâtu evvâbîn (tevbe edenlerin namazı) denen bu namazı ifade eden hadisler zayıftır. Ancak bu gibi fazilet sayılan yerlerde zayıf hadislerle amel edilebilir. |