Posted by zixak
 Ah edip ağlamadan,
Sîneler dağlamadan,
Su gibi çağlamadan,
Bu dağlardan aşılmaz!
Cânı cânânı vermeden,
Fakr ile fahr'a ermeden,
YokluÄŸa kanat germeden,
İmkânsız yollar aşılmaz!
Kafada düşünce, sînede îmân,
Gönülde heyecan, hislerde tûfan,
Ve binbir ızdırâp, binbir hafakan,
İçini sarmadan çöller aşılmaz!
Ötelere gönül gözü açmadan,
Pervâz edip dost eline uçmadan,
Benliğine kıvılcımlar saçmadan,
Sarp yokuşlu bu yollar hiç aşılmaz!
Ölüp ölüp dirilmeden,
Hergün bin kez gerilmeden,
Canda öze erilmeden,
Şekler, gümânlar aşılmaz!
Sine kebap olmadan,
Vakit-mîat dolmadan,
Sen, senden kurtulmadan
Dere tepe aşılmaz!
Yolcu buruk baÅŸ gerek,
Gözde daim yaş gerek
Huy biraz yavaÅŸ gerek,
Yoksa yollar aşılmaz!
Posted by zixak
Taptâze altın tenlere benzer bu yiğitler;
İniyor çevrelerine ışıktan demetler...
Sonsuzdan gelen ilhâmla doldukça dolmuşlar,
Hızır’la arkadaş olup sırlara dalmışlar...
Bir büyülü kevserle meğer hepsi de mest imiş,
Gözlerinden belli her biri bir sırra ermiş.
Tûfânlara denk heyecânları var hiç dinmez;
Polat gibi yürek taşırlar korkmaz ve sinmez...
Bilir cihân bunları, belli beldesi köyü,
Çehrelerinde feşedici gizli bir büyü..!
Ve şimdi dehâya denk bu parlak ferâsetler,
Horozu çoktan ötmüş bir kutlu şafak bekler...Fethullah Gülen
Posted by zixak
 Bu mevsim o kadar coşkun ki sular,
Çığlık çığlık vadi, dere inliyor.
Sular gibi köpürüyor duygular,
“Gel Sonsuz’a yelken açalım� diyor.
Nur yağıyor, ışık sarmış her yanı,
Zaman artık sevinç, neş’e zamanı..
Beklemiştik mevsimlerce bu ânı,
Bir bir ölenler şimdi diriliyor...
Her yanda güzellik, her yanda âhenk,
Geçmişteki muhteşem günlere denk..
Ve bahçelerimizde hevenk hevenk,
Bir baÅŸka tadda meyveler eriyor...
Duygularla dolu esiyor rüzgâr,
Kabarıyor denizlerde dalgalar;
Enginlerde altın saçlı bir bahar,
Binbir renk ve desenle tülleniyor.
Ve, gelenler daha mutlu olacak;
Dünyâ yeniden ışıkla dolacak..
Asırlık karanlıklar boğulacak,
Muştusu ULU DÎVÂN’dan geliyor. Fethullah Gülen
Posted by zixak
 Tekmil İnsanlık her an Allah duygusuna aç,
Zihinler şîrâzesiz, zihinler O’na muhtaç...
Sezer her zaman temiz vicdanlar bu duyguyu,
Düşünce çıkmazları Rabb’e ulaşma koyu...
İlmin o engin ufku, mantığın hünerleri,
Dolduramıyor İmandan boşalan yerleri.
Bir sürü ulemâ ve bir sürü de filozof...
Nazariyeleri çarpık, düşünceleri kof.
Ne fikirlerinde sadra ÅŸifa veren beyan;
Ne madde ötesini olduğu gibi duyan.
Anlayışlar kısır; her şeyin mebdei meçhûl,
Ve yığınlar faraziyeler ağında ma’lûl.
Oysa, her renkte ve her seste O’ndan bir ma’nâ,
Ruh ve hikmet ufkunda her şey İnsandan yana:
Varlık O’nun nuru, o Nur’un dalgalanışı,
O, hem varlığın hem de hâdiselerin başı...
Bu sırrı kavrayan gönüller oturaklaşır,
Ancak oturaklaşan ruhlar O’na ulaşır.
Gözsüz görmese de her yanı O kaplamakta,
Sırra, hep bu ilâhî münasebet akmakta...
Ve duygular O’na uyanmakta perde perde,
Bir vuslat istikametinde ki az ilerde...
Her tarafta kevserden gürül gürül çeşmeler,
Her yanda İnsan-Allah bestesinden nağmeler.
Fikir bu ufka erip gönülle birleşince,
Ayrı bir visal kapısı açılır her gece.
Bu eşiği aşan ruh kendi özüne erer,
Gerçek İnsan olmaktan gaye de buymuş meğer... Fethullah Gülen
Posted by zixak
Necip mahlasıyla şiirler yazan III. Ahmet’i unutmamak gerekir. III. Ahmet, (1673-1736), zamanda hattattır. Topkapı Sarayı önünde yaptırdığı çeşmenin cephesine, şu tarihi bizzat kendisi yazmıştır: III. Ahmet, sarayın arz odası üzerindeki besmeleyi de bizzat kendisi yazmıştır.
Târihi Sultân Ahmet’in cârî zebân-ı lüleden
Aç Besmeleyle iç suyu Hân Ahmed’e eyle du’â.
Posted by zixak
I. Ahmet şiirlerinde tasavvufî birikimi yoğun olarak görülen bir şair padişahtır. Şiirlerinde Bahtî mahlasını kullanmış olan I. Ahmed (1590-1617), Mevlevî olmakla beraber, Şeyh Üftâde müridlerinden olan ve Bayramiyye’nin Celvetî kolunun pîri ünlü mutasavvıf Aziz Mahmud Hüdâyî’ye (1543-1628) bağlı idi. Bu bağlılık, aynı zamanda her ikisi de şair olan I. Ahmet ile Hüdâyî’nin şiirlerine de yansımıştır. Aziz Mahmud Hüdâyî III. Murat’ın vefatı üzerine:
Nola tâcım gibi başımda götürsem dâim
Kadem-i pâkini ol Hazret-i Şâh-ı Rüsül ‘ün
Gül-i Gülzâr-ı nübüvvet o kadem sâhibidir
Bahtiyâ durma yüzün sür kademine o gülün.
Posted by zixak
Şair padişahlar arasında en önemli kişidir Kanuni. Osmanlı sultanları arasında en çok şiir yazan sultan şâir unvanına sahip olan Kanunî Sultan Süleyman, şiirlerinde Muhibbî, Meftûnî ve Âcizi mahlaslarını kullanmıştır. Kanûnî Sultan Süleyman, biri Farsça olmak üzere iki Divân sahibidir. Muhibbî Divânı’nda 2799 gazel bulunmaktadır. Şiirlerinin toplamı 15.935 beyite ulaşmaktadır. Bu haliyle o, aynı zamanda Divan edebiyatının en hacimli divânını kaleme alan şairdir.
Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
Saltanat dedikleri ancak cihân gavgâsıdır
Olmaya baht ü sa’âdet dünyede vahdet gibi
Ko bu ıyş u işreti çün kim fenâdır âkibet
Yâr-ı bâkî ister isen olmaya tâ’at gibi
Ola kumlar sagışınca ömrüne hadd ü aded
Gelmeye bu şîşe-i çarh içre bir sâ’at gibi
Ger huzûr etmek dilersen ey Muhibbî fârig ol
Olmaya vahdet cihânda kûşe-i uzlet gibi.
NA’T
1. Nûr-i âlemsin bugün hem dahi mahbûb-ı Hüdâ
Eyleme âşıkların bir lahza kapından cüdâ.
2. Gitmesin nam-ı şerîfin bu dilimden dem-be-dem
Dertli gönlüme davâdır cân bulur andan safâ.
3. Umaram her bir adın başka şefâat eyleye
Ahmed ü Mahmûd Ebü’l-Kaasım Muhammed Mustafâ.
4. Çünki denildi ana “ve’ş-şems� dahi “ve’d-duhâ�
Rûyuna alnına mihr ü mâhı benzetsem nola.
5. Bu libâs u hây u hûy ü tantana nedür dilâ
Eğnine hil’at yeterken bir palâs ü bir abâ.
6. Cürm ü isyânım bürûndur gerçi hadden serverâ
Sen şefâat kânısın geldim sana şefkat uma.
7. Bu Muhibb’î tevbe eyler tevbesin eyle kabûl
8. Fitne-i şeytândan sakla anı Yâ Rabbenâ.
Kanunî Sultân Süleymân Hânın bir başka na’tı.