Archive for Åžubat 21st, 2008

Åžub
21

Onlar

Posted by zixak  Onlar, tövbeyi Hz.Adem’den öğrendiler “Ben pişmanım� demeyi… Tekrar günaha dönmemeyi, Âdem’den öğrendiler. Cahiliye devrinin, Denizler gibi köpüren küfründen kaçıp Nuh’un gemisine biner gibi girdiler İslâm’a Çoluk-çocuk demeden, Demeden Ana-baba…

Halîl-ür Rahman’dan öğrendiler sadâkati Hayatlarının baharında Tebessüm ederek girdiler ateşe İster gülistâna dönsün, İsterse nâra… Nefislerini kurban edip Allah’a Ve aldırmadan alevlerin yalımına “Hasbiyaallah!� dediler. Şimdi yüreklerimizde ayak izleri; Mâkâm-ı İbrâhim gibi…

Beşiklerini sallamadı nehirler Bir Asiye kucağında büyümediler Mahrumdular Nil’e boyun eğdiren âsâdan Ama, boyun eğmemeyi öğrendiler Hz Musa’dan. Secdeye kapanmayı Tûr-i Sinâ bildiler.

İffeti, Hz. Yûsuf’tan öğrendiler. Önce koparıldılar baba ocağından, Kuyu gibi karanlık dehlizlere girdiler, Kardeş eliyle… Yılmadılar… Yolları saraylara çıkmadı. Yılmadılar! Kaç kez dünya tüm güzelliğiyle davet etti onları. Yûsuf gibi; “Ben Allah’tan korkuyorum!� dediler. Bir gelin edâ ve hayasıyla yaşadılar hayatı. Çünkü onlar iffeti, Hz.Yûsuf’tan öğrendiler.

Kör testereyle biçilmek mi gerek sevgilinin uğrunda Ölmek mi gerek “of!� bile demeden. Candan geçmek mi ağaç kovuklarında Düşünmeden, tereddüt etmeden Gülümsediler ölüm meleğine Ve Hz. Zekeriyya’nın gidişi gibi gittiler. Çünkü onlar ölürken bile yiğittiler!

Davut’un eli gibiydi elleri Demirden yürekleri Pamuğa çevirdiler. Bir ayet inince gökten Semina ve edeana dediler. Gözyaşıyla karşıladılar vahyi. Onlar ağlamayı Hz. Davut’tan öğrendiler.

Damarlarında Eyyub’un sabrı dolaştı, kan gibi. Hz. Yakub’un şükrü, Taht kurdu yüreklerine, Hakan gibi… Ve can gibi, Candan daha aziz bildiler, Bir yaprak gibi döküldüler. Hz.Meryem’in iffetli bakışlarından, İsa Mesih’in masum göz yaşlarından Süzülerek geldiler. Onlar Kainattan seçilmiş Ve Kâinatın Efendisi’ne sunulmuş Bir demet güldüler.

Onlar yücedir. Çünkü rehberleri, Âlemlerin rahmet sebebi O’nun nazarlarıyla yüceldiler. Sahabe oldular. Tüm makamları, mevkileri yüreklerinden söküp Sâde bir kul oldular. Çünkü onlar Allah’a kul olmayı Rasul-i Ekrem’den Âlemlerin İncisinden Kulluğun birincisinden öğrendiler. Ne öğrendilerse O’ndan öğrendiler Çünkü O, gerçekleşen rüyaydı. O, Habîb-i Kibriyâ’ydı. O, Muhammed Mustafa’ydı!

Salat ve selam olsun O’na Ve peygamber kardeşlerine. Selam olsun Meleklere Ve O’nun keremli Ehl_i Beyt’ine Selam olsun o güzîde ashâbına. Ve ruhlarımız feda olsun O’na, Ve O’nun nurlu yoluna…

 

Dursun Ali Erzincanlı

 

linien20126.gif

Åžub
21

Sen Gidince

Posted by zixak Sevgili! Sen gitmiştin... Koyup bir başımıza, bırakıp pak ellerimizi, gurbetlerine salmıştın bizi. Yetim kaldık, öksüz kaldık ve ellerimiz kirlendi yokluğunda... Sen gitmiştin... Ayrılıkların dilini hece hece ağlıyoruz şimdi. Akşamlar iniyor dağlara ve hasretimiz yankılanıyor yamaçlarda.

Sevgili! Nasıl iltica edelim sana ; huzuruna nasıl varalım, yalvaralım?!. Ve duyurabilsin mi sesini!?. Efendim, duyar misin sesimizi?..

Sevgili! Sen aşk ikliminde sultan, sen güzellik şahikasında dolunay, sen vefa göğünde hilal. Biz bir bakışının dilencisi, biz dolunay tutkunları, biz bayramı gözleyen oruçlar. Güzellik ordusunun hakanı sen, gam ruzigârinda gedalar biz. Sen imrenme, biz ayıplanma. Sen özüsün varlığın ve biz varlık iddiasında küstah yoksullar. Sen sabah yıldızlarının ışığı, biz gaflet uykusunda kervancı. Dert ve keder denizinde çığlık çığlığayız biz, kumrular ve bülbüller seni bestelemekte oysa. Çığlıklarımızı bestelere karıştırıver efendim, düşkünlerine, savrulmuşlarına kulak ver. İtivermezsin elinin tersiyle bizi, değil mi efendim?..

Sevgili! Sen gitmiştin... Yokluğunda kaybettik önce varlığımızı ve sonra yok eyledik aklımızı da. Hasretinle akan zamanlarda cevherimiz özden, madenimiz mıknatıstan ayrıldı. Sen gitmiştin... Gönüllerimiz billur kadehler gibi çalındı sengsarlara; ırmaklarımız mecralarında susuzluğa mahkum edildi. Sen gitmiştin... Çelik mermere çarptı, iradeye ateş düştü yokluğunda. Hasretinden akıllar yitirildi efendim, gönüller gölgelere düştü. Kucak kucağa güneşlerimiz söndü, dudak dudağa denizlerimiz kurudu ve sen gitmiştin efendim. Sen gitmiştin... Seninle birlikte her şeylerimiz gitti. Şehitlerimiz kefenlerinden sıyrıldı senden sonra; kanlarımız sahralar doldurdu. Kelimelerimiz anlamlarını yitirdi, kutlu erlerimiz tutsak oldu nefis ordularına... Hiçbir şey kazanmadık ayrılığında, efendim, hiç kâr elde edemedik. Aldandık, hep aldandık. Delilimizi yitirdik, delillerimizi yitirdik. Dillerimiz dilim dilim edildi efendim. Bize sevmeyi unutturdular ilkin; sonra sevginin ne olduğunu... Kendi gönlüne ihanet edenlerimiz, gönlün kendisine ihanet ediyorlardı artık. Vurgunlar yedik pes pese efendim... Ve sen gitmiştin.

Sevgili! Sen gitmiştin... Biricik sığınağımız, varlığımızın övüncü, yüz akımızdın. Hayırları söyleyip gitmiştin, biz ser işler olduk. Uzun uzun emellere kapıldık, kapılanıp kaldık umutların kapısında. Yolunda yürümekten üzerimize düşen, baş kaldırdık önce ve sonra yıkılışlar gördük hep efendim. Ellerimiz vardı açıldıkça dolan, uzandıkça verilen; böğrümüzde kaldı ellerimiz. Hanım idik halayık olduk; bay idik köle edildik. Sen gitmiştin... Yanmış igsilerle kara bahtımıza kara resimler çizdiler. Aşk dervişleri avare, pejmürde, hercâyî rüzgârlara kapıldılar, dönüşlerinin ahengini kırdılar. Bölük bölük kadınlarımız, grup grup erlerimiz, demet demet çocuklarımız, kimi güler, kimi ağlarken yitirdiler kendilerini. Ve sen gitmiştin efendim... Sevgili! Hani bir aşk idin, bir güzellik idin sen, güzellikle askın kesiştiği prizmada. Güzelliğin cihanı gösteren bir ayna; aşkın o aynanın cilası idi hani. Güzelliğin olmasa efendim, aşkı hiç bilmeyecekti cihan; aşkın olmasa güzelliği hiç anlamayacaktı. Aşk pazarında mezat hep güzelliğine; güzellik yurdunda yollar hep aşkına durmuştu efendim... Ve sen gitmiştin... Sevgili! Derd ile ağlayandın; hem derde salandın!.. Gönül yurdunda çaresizlerin çaresi, hastaların merhemiydin. Saadetle yasamış, saadet çağını yaşatmıştın. Suretleri ve canları iman ile sen şekillendirmiş, "Lâ" ile "Illa"yi i câz ile sen dillendirmiştin. Sen gidince, ey sevgililer sevgilisi, güvercinlerimiz tuzaklara esir düştü; Hüdhüdlerimizin mil çekildi gözlerine. Artık düşmanlarımız dostlar arasında; dostumuz düşman içinde. Divanelere döndük, yaya kaldık yolunda. Kendimizi unuttuk, seni bilmez olduk... Sana muhtacız!.. Sana en fazla muhtacız. En fazla sana muhtacız. Uyandır bizi uykumuzdan... Gel ey sevgili! Bir gelişle gel, bir gülüşle gel. Doğ ufkumuza, sar dünyamızı, gir gönlümüze yeniden... Sana muhtacız...

Sana en fazla muhtacız...

 

Dursun Ali Erzincanlı

 

linien20126.gif

Åžub
21

Beni Yalnız Bırakma

Posted by zixak

Gönlüm gözüm Sen in ile açılır,

Geçilmezler Sen in ile geçilir,

Adın anılınca nûrlar saçılır;

Doğ rûhuma beni hasretle yakma!

Hak aşkına kulun yalnız bırakma!

Ben bir kapıkulu, Sen de Sultansın,

Yolda kalmışlara Hak tan emansın,

Ben bir ceset isem, Sen onda cansın;

Doğ rûhuma beni hasretle yakma!

Dost aşkına kulun yalnız bırakma!

Âşıklar ararlar Sen i her yerde,

Dudağın şerbeti dermandır derde..

Ben bir dertli isem dermanım nerde?

Doğ rûhuma beni hasretle yakma!

Hak aşkına kulun yalnız bırakma!

Bir yüzü karayım pek çok vebâlim,

Düşe-kalka, kalmadı hiç mecâlim..

Bilmem ki ötede ne olur hâlim..?

Doğ rûhuma beni hasretle yakma!

Hak aşkına kulun yalnız bırakma!

Mevsimler bir zaman bütün bahardı,

Korkarım o günler bir bir karardı..

Merhamet! Yollar gidip sarpa sardı..

Doğ rûhuma beni hasretle yakma!

Dost aşkına kulun yalnız bırakma!

 

Dursun Ali Erzincanlı

 

linien20126.gif

Åžub
21

Habibullahı Sevmek

Posted by zixak habibullahı sevmek hz amine gibi son nefesinde elinden şevkatle tutup seslenmişti ona ey dehşetli ölüm okundan ALLAH IN yardım ve ihsanıyla yüz deve karşılığında kurtulan zatın oğlu ALLAH SENİ aziz ve devamlı kılsın eğer rüyada rüyada gördüklerim doğruysa sen celal ve ikram sahibi olan ALLAH tarafından ademoğlullarına helal ve haramı bildirmek üzere peygamber gönderilecksin sen ceddin ibrahimin teslimiyet ve dinini tamamlamak için gönderileceksin ALLAH seni putlardan ve putperestlikten koruyacak ve alıkoyacaktır. her yaşayan ölür her yeni eskir evet bende öleceğim fakat ismim ebedi olarak yad edilecektir çünkü tertemiz bir evlat doğurmış arkamda hayırlı bir yad edici bırakmış bulunuyorum ve huzurla kapanan anne gözleri ve acıyla ıslanan minik gözbebekleri seneler sonra bir sefer dönüşünde ebvadan geçerken aziz ve muhterem annesinin kabrini ziyaret ediyor ve ağlıyordu onun ağladığını görünce sahabede ağlamaya başladı ve gözyaşının sebebini söyledi annemim bana şevkat ve merhametini hatırladım

ey sevgili belki fakir seni görmedik ama bilki seni öyle seviyorumki bu sevgi birisine aşık olma değil ben sana aşık oldum ey sevgili anamdan babamdan daha çok seni seviyorum çünkü sen resulullhasın sen habibullahsın medet ey nebi medet ey sevgili sonsuz salatus elam sana olsun

 

Dursun Ali Erzincanlı

 

linien20126.gif

Åžub
21

Medine

Posted by zixak Bu ağustosu ilk defa görüyorum

Tanıdıkmı tanıdık, A aşina

Bir gece bu kadarmı sıcak olur

Ve bir gece bu kadarmı güzeldir

Bu geceyi ilk defa görüyorum

YorgunluÄŸu unutmuÅŸ onlarca insan

Hepsinin gözlerinde çocuksu bir merak

Çocuksu bir huzur,

Bu hali ilk defa görüyorum

Hangisine dokunsam sevinçten ağlayacak

Bayramlık almış çocuklar gibi masum bir neşe

Mesafeler kısaldıkça Medine yaklaşıyor

Bu bir rüyamı Allah’ım

Bu ne güzel bir rüya Allah’ım

Şafak sökünce sevgilinin yurdundamı olucaz

Bu hiç beklenmedik bir yolculuk

Beklenmedik bir davetle baÅŸlanan

Ve beklenmedik kabul gerçekleşiyor sanki

Yıllar yılı hasret çek ama

O hasretin yükünü bir sonraki güne

Başkaları gidince o vuslat düğününe

Özlemle biriktir

Daha çook ötede diyen hayel dünyana bırak

Sonra uzan ve uyu

Tam uykuya dalarken biri uyandırıp diyorki;

Vakit geldi kalk bakalım işte vuslat gecesi

Bu vuslatı ilk defa yaşıyorum

Medine yolcuları toparlanıyor

Vakit geldi iÅŸte

İşte vaktin gayesi,

Gece gündüze dönüşürken

Gecenin son, gündüzün ilk hediyesi

YemyeÅŸil bir kubbe,

Sevgilinin yurdu Medine

Ey Medine

Ben bu yurda ilk kez geliyorum

Ve ilk kez ruhunla gülüyorum.

 

Dursun Ali Erzincanlı

 

linien20126.gif

Åžub
21

Senin Gibi

Posted by zixak Seni seven senin gibi olmalı

Ve senin gibi sultanım.

Allah’a kul olmalı

Namaz, gözünün nuru…

Sen namaz için mihraba yaklaşınca

Yüz yirmi bin peygamber geçer sağına…

Solunda ashabı güzin

Ve saf saf melekler

Sonra milyonlarca veli

Edeple ardına geçer

Müminler sıra sıra…

Canlı cansız tüm varlık …

Sen namazdasın ve kainat ardında…

Uzanır öpülesi ellerin

O nurlu ellerin

Rahmanın dergahına uzanır

İsteyen sensin ; veren Allah !

İste sen,

“Rabbin sana verecek eve sende hoşnut olacaksın �

Sen iste ki Allah’a yakarışın yüreklerimizi yaksın

Sen iste ki ,

Alemler sesini sensi katsın

“ Ver, ne olur Allah’ım !

Habib’in ne istiyorsa bize de ver Allah’ım ! �

 

Dursun Ali Erzincanlı

 

linien20126.gif

Åžub
21

Mekkenin Fethi

Posted by zixak her şey bir şiirle başladı. peygamber huzurunda okunan bir şiirle… kızgın kum fırtınalarından, adem vadisinden kopup gelen bir şairle… ardında kırk süvari, ve alev alev yanan gözlerinde ihanet haberleri. bu şair, huzaa kabilesinden amr bin salim di. en üst perdeden okudu şiirini, ve gözlerini kırpmadan dinledi nebi;

"kureyşîler sana verdikleri sözde durmadılar, hudeybiye de seninle yaptıkları misakı bozdular. bizi vetir de, kendi yurdumuzda gafil avladılar. benim kimseyi yardıma çağırmayacağımı, çağıramayacağımı sandılar."

dedi ve durdu. şair ağlıyordu. peygambere çevrildi tüm gözler ve o an tutuldu nefesler. sahabenin başları yere değiyordu, çünkü mübarek alınlarındaki damar belli oluyor, peygamber celalleniyordu.

“ey nebi! Allah’ın kullarını yardıma çağır, içlerinde Allahın rasulü de olsun yapılan zulme, öfkesinden renkten renge girsin, ve büyük bir ordunun başına geçip, denizler gibi köpürerek akıp gelsin.�

şiir bitmişti, şair de bitmişti. gözler hâlâ peygamberdeydi, Allahın râsûlü, ridasını toplayıp ayağa kalktı! ve sahabe ayağa kalktı. şimdi konuşan peygamberdi;

“eğer kendime yardım ettiğim şeylerle huzaalara yardım etmezsem, ben de yardım görmeyeyim. varlığım kudret elinde olan Allah’a andolsun ki, kendimi ve ev halkımı koruduğum gibi, bunları da koruyacağım. şimdi haber salın yeryüzüne! Allah’a ve ahiret gününe iman edenler medine’de toplansın.� medine dağlarında savaşın ritmi, sokaklarında peygamber sessizliği… konuşmuyor nebi hane-i saadet’te kılıçlar bileniyor hane-i saadet’te zırhlar temizleniyor ve şehirlerin anası gülüyor. mekke-i mükerreme uzaktan gülüyor.

gül ey mekke! gün senin günündür gün senin fetih günündür. gül ki, bu dönüş sanadır. baksana, dün bağrından koparılan yiğitler dönüyor sana erak topraklarını savuran rüzgar dönüyor önce ardından büyük bir birlik; başlarında halid bin velid! arkadan ey mekke! senin topraklarında yaşarken rabbim Allah’tır dedi diye sövülen, işkence gören, her tarafı kıpkızıl kurban taşları gibi kan içinde kalan muhacirler geliyor. en önde zübeyr bin avvâm geliyor hani sekiz yaşında müslüman olan hani onbeş yaşında senden koparılan amcası onu bir hasıra sarmıştı hani ateş dumanına tutmuştu küfre dönsün diye. ama o dönmedi küfre ve peygamber yıldızlarından biri olarak en önde sana dönüyor ey mekke! sonra bir bölük halinde beni gıfarlar geliyor! bayrakları ebu zer gıfari’nin elinde… şu müslüman oluşunu kâbede ilan edince bayılana kadar dövülen ebu zer geliyor. eslemler geliyor bölük halinde müzeyneler bin kişilik alayla geçerken çölden tekbir sesleri geliyor göklerden ey mekke başka kimi bekliyorsun söyle! hz.hamza’yı mı? musab bin umeyr’i mi? onlar, şehitler ordusuyla tebessüm ediyorlar sana ve baksana gözleri ışıl ışıl sana yaklaşan ve tozu dumana katan bir alayı seyrediyorlar kapkara bir taşlığı andıran bu alay da kim bir hareketlilik semada… bunlar ölüme susamış savaş erleri ensâr! ve en ortada simsiyah sarığıyla yâr! o an peygamberler ayakta, melekler ayakta şehitler ayakta… ey mekke kalkabilirsen sen de kalk çünkü gönüllere safâ geliyor hazreti muhammed mustafa! geliyor

----- sekiz yıl geçti aradan sensiz tam sekiz yıl geçti… gittiğin gece uzaktan dönüp kâbe’ye bakınca; “mekke!� demiştin, “sen benim için bütün dünyadan daha değerlisin ama senin insanların beni rahat bırakmıyor� deyip gitmiştin. yıldızlar da seninle birlikte gitmişti. kapkaranlık geceler kalmıştı ardında. mekke öksüz kalmıştı. ve mekke çocukları… çocuklar hep sümeyye’nin toprağa düştüğü yerde oynadı, habbâb bin eret’in ateşe atıldığı yerde oynadı hane-i saadetin üzerinde sevr mağarasından kalma güvercinler bekledi seni . kâbe-i muazzama’da namaz kılışını özleyen hârem, haticetül kübrâ’nın hatıraları, o gül kokuna hasret kalan sokaklar bekledi seni. şimdi kasva’dan inmez misin ya rasulallah! inmez misin ki, ayaklarından öpsün mekke toprakları ve kaldırmaz mısın başını ki nur çehreni seyretsin âlem

işte rasulullah’ın nur yüzü göründü. işte rasulullah bakıyor. başında yemen işi simsiyah bir sarık. o alnındaki nura kurban olalım. rasulullah kâbe’ye bakıyor. ve işaret ediyor hz. bilâl’e… bilâl, kabe-i muazzamâ’nın üzerinde… şimdi bilâli dinlesin yer ve gök.

 

Dursun Ali Erzincanlı

 

linien20126.gif

Åžub
21

Hz Ömerin Övgüsü

Posted by zixak Ya resulallah anam babam sana feda olsun

Sen önceleri bir kütüğün üzerine çıkıp hutbe okuyordun

Ashab-ı kiram çoğaldığı vakit, söylediklerini tüm cemaat duysun diye minber yaptırdın

O zaman senden ayrılmaya tahammül edemeyen kütük ağlamıştı

Sen ona dokunana kadar ağlaması devam etmişti

Ancak elini üzerine koyunca sukunete kavuşmuştu

Senin ayrılığına bir ağaç parçası bile tahammül edemezken Müslümanlar nasıl dayanabilsin ?

Allah rahmet deryalarını senin üzerine boşaltsın

Ya resulallah anam babam sana feda olsun

Sen Allah katında o kadar faziletlisin ki

Allahu teala sana yapılan itaati fazileti zatına yapılmış kabul ediyor.

Kim peygambere itaat ederse muhakkak Allaha itaat etmiÅŸ olur

Ya resulallah anam babam sana feda olsun

Senin faziletin Allah’ın katında öyle yüksek derecelere ulaşmıştır ki

Seni tüm peygamberlerden sonra göndermesine rağmen, hepsinin başında zikredip yer veriyor

Ey Resulum hatırla ki bir vakit peygamberlerden söz almıştık

Senden de, Nuh’dan da,İbrahim’den de, Musa’dan da, Meryem oğlu İsa’dan da

Onlardan sağlam bir söz aldık

Allah rahmet deryalarını senin üzerine boşaltsın

Ya resulallah anam babam sana feda olsun

Allah katında senin faziletin öyle bir dereceye ulaşmıştır ki

Cehennem ehli sana itaat etmiş olmayı ister

Oysa bu temenniyi yaptıkları zaman ateş içinde azap görecekler

Ya resulallah anam babam sana feda olsun!

Eğer Allahu teala Hz Süleyman’a sabahdan öğleye kadar katettiği mesafe bir aylık

Öğleden akşama kadar katettiği mesafe de de bir aylık yol olan rüzgarı vermişse de

O sana verilen ve üzerinde gece yedinci semaya kadar çıkıp ,

Sonra aynı gecenin sabahında dönerek sabah namazını Mekke’de kıldığın burakdan

daha mucizevi deÄŸildir!

Allah rahmet deryalarını senin üzerine boşaltsın

Ya resulallah anam babam sana feda olsun!

Eğer Allahu teala Meryem oğlu İsa’ya ölüleri diriltme mucizesi vermişse de

Onun bu mucizesi zehirlenmiÅŸ ve piÅŸirilmiÅŸ koyunun seninle konuÅŸup

“Zehirliyim beni yeme� diyen mucizesinden daha üstün değildir

Ya resulallah Nuh kavmine beddua etmiÅŸti:

“Ey Rabbim inkarcılardan hiçkimseyi yeryüzünde bırakma� demişti.

Eğer sende o beddua gibi bizim için bir beddua etseydin

Muhakkak hepimiz helak olurduk.

Halbuki secde halindeyken senin sırtına pislik dolu işkembeyi attılar

Yüzünü kanatıp, dişlerini kırdılar

Bu yapılanlara rağmen sen onlar için hayır dua etmekden başka bir şey yapmadın

Ve şöyle dedin:

“Allah’ım kavmimi bağışla, çünkü onlar bilmiyorlar�

Ya resulallah anam babam sana feda olsun

Eğer sen sana denk olan insanlarla otursaydın bizimle oturmaman gerekirdi

Eğer sen sana denk olan insanlardan kız alıp-verseydin bizimle akrabalık bağı kurmazdın

Eğer sen sana denk olan insanları vekil tayin etse idin bizi hiçbir zaman vekil etmezdin

Fakat Allahu telaya kasem ederim ki

Sen bizimle oturdun,bizden kız alıp-verdin, bize vekil oldun,bizi vekil tayin ettin

Senin elbisen yünlüydü,merkebe bindin,

Arkana başkasını aldın, yemeğini toprak üzerinde yedin

Allah’ın salat ve selamı senin üzerine olsun

Anam babam sana feda olsun.....

 

Dursun Ali Erzincanlı

 

linien20126.gif

Åžub
21

Ensar

Posted by zixak Medine… Rasulallahla şereflenen onun varlığıyla iftahar eden şehir, Şehirlerin kalbi, tozuna toprağına canların feda olduğu şehir. Ve ensarın torunları, Medineli Müslümanlar, Hiç kimsenin yetişemediği ufkun sahipleri.

Bugün Medine sokaklarında dolaşırken göz göze gelebilirsiniz, Bir vesile ile konuşabilirsiniz, belki tanımayabilirsiniz Ama asr-ı saadetten günümüze kadar gelen ensarın kokusunu, Peygamber sevgisiyle yanan yüreklerin, Torunlarına ulaşan kokusunu hissedebilirsiniz.

Dilerseniz, huneyne gidelim. Fahri Kainat efendimizin ensara duyduğu sevgiyi öğrenelim. İşte huneyn günü; Savaşın sonunda yüklü miktarda ganimet elde edilmişti. Ganimeti en çok ensar hak etmişti bu doğruydu, En çok ensar liyakat göstermişti buda doğruydu, Ama ALLAH Rasulünün bir bildiği vardı. ALLAH Rasulü Müslümanların kemaline güvenerek, Ganimetten ensara pay vermemişti.

Saad bin ubade ensar adına Rasülallahın yanına geldi, Ya Rasülallah dedi. Ensardan bazı kabileler sana karşı gönüllerinde kırgınlık duydular. Fahri kainat neden diye sordu; Ganimetleri kendi kavmin ve diğer arab kabileleri arasında paylaştırıp, Kendilerine pay vermediğin için. Belikli ensardan bazıları Fahri Kainatın, Kendilerine ne kadar değer verdiğini anlayamamıştı. Efendimiz üzgündü… Kavmini topla ve bana bildir diye emretti. Saad bin ubade ensarı topladı Rasülallah geldi; Burada ensarın dışında kim varsa ayrılsın buyurdu. Ensar damardaki kanın nasıl donduğunu artık anlayabiliyordu. Yüzünde kara bulutların gökyüzüne verdiği çehre gizliydi sultanın, Yağsaydı hüzün yağardı ve yağdı; Önce kelime-i şahadet sonra ALLAH’a hamd, Ve konuşanların en güzeli hüzün peygamberi.

Konuşma başladı;

“Ey ensar topluluğu; Bugünden itibaren belki Müslüman olurlar diye, Kendilerine ganimet verdiğim için, Hakkımda söylediklerinizi duydum�

“Ey ensar; ALLAH size imanı lutfetmedimi, Sizi şereflendirip üstün kılmadımı, Size ALLAH yardımcıları, Peygamber yardımcıları sıfatını vermedimi�

“Eğer hicret olmasaydı ensardan olmayı isterdim, İnsanlar bir vadide toplansa sizler başka bir vadide toplansanız, Ben sizin yanınıza gelirdim, sizler benim sırdaşımsınız.�

“Herkez ganimet olarak aldıkları mallarıyla, Koyunları ve develeriyle yurtlarına dönerken; Siz ALLAH Rasülü ile dönmeye razı değimlisiniz…? “Ensar… Razıyız Ya Rasülallah dediler.�

Ama sevgili peygamberimiz yine mahsundu; “Sözlerime karşılık olarak bana cevap veriniz buyurdu.� Ensarın ileri gelenlerinden biri söz aldı;

“Ya Rasülallah… Biz zülmün içindeydik ALLAH senin hatrına bizi kurtuluşa erdirdi, Biz alevden bir uçurumun yanıbaşındaydık, ALLAH senin elinle bizi o uçurumdan kurtardı, Biz dalalet karanlığı içindeydik, ALLAH senin vasıtanla bizi hidayet aydınlığına çıkardı. Biz rab olarak ALLAH’tan, Din olarak islamdan, Ve peygamber olarakta senden hoşnuduz Ya Rasülallah, Sen dildiğin gibi davran biz sana tabiyiz.

O an ensarın üstüne hüzün yağıyordu, Gözleri neme bulanmıştı, Kalpleri göğüslerinden çıkıcak gibiydi. Ve sevgililer sevgilisinin sesi titredi, Ensarın hıçkırıklarına karıştı sevgilinin sesi “Siz bana bu şekilde değilde, Şöyle mukabele etseydiniz, Yine doğru söylemiş olurdunuz�

“Ey Muhammet Sen bize kovulmuş olarak gelmedinmi, Biz sana kuçak açıp seni barındırmadıkmı, Herkez seni yalanladığı halde biz seni doğrulamadıkmı, Perişan bir haldeydin, Biz sana her şeyimizi seferber edip yardım etmedikmi, Böyle deseydiniz yine doğru söylemiş olurdunuz�

Ensarın cevap vermeye mecali kalmamıştı, Ağlamaktan ölücek gibiydiler. Efendimizde onlarla birlikte ağladı, Bilmemki medineye dönene kadar Kaç kez Rasülallaha bakıp ağladılar Kaç kez hamd ettiler, Böyle biricik peygamberleri oldukları için.

Medine Rasülallah’la şereflenen, Onun varlığıyla iftahar eden şehir Şehirlerin kalbi, Tozuna toprağına canların feda olduğu şehir. Ve ensarın torunları Medineli Müslümanlar, Hiç kimsenin yetişemediği ufkun sahipleri.

 

Dursun Ali Erzincanlı

 

linien20126.gif

Åžub
21

Ay Yüzlüm

Posted by zixak

Ay yüzlüm, apaçık sözlüm, ruhum sana kurban; Gönlüm sana hayran! Nergis bakışlarının tesiri ne de yaman! Sultanım el-aman! Bak sinemde bir ok var, derûnumda bir acı, Sendedir ilacı… Ey varlığı nûr, dünyası sürur, sözü kur’ân! Her derdime derman… Pür âteşim bırakma beni hicranda zinhâr! Rûhumda âh u zâr… Hem mahzun, hem de perişan dertlerle kıvrandım; Kapına dayandım! Bilmem başka kor, başka ateş, ben sana yandım; Seninle uyandım. Ey dünyaya arştan gelen nûr, ey meh-i tâbân! Aydınlattı ziyan… Baktım şemailine hep dîdârını andım; Aşkınla kıvrandım. Ey taptaze gül, kâkülü amber, saçı reyhan! Câziben ne yaman! Görmemiştir cihanda gözler, sen gibi dilber… Güneşlerden enver… Aç lütufla bağrını aç ki, kıtmir kölendir, Dergâhın uludur… Deryalara denk kereminden bir katre ihsân, Ey gönlüme sultan! Lutfeyle ne olur bildiğim başka kapı yok! Derdim herkesten çok. Nurdan çehrendeki bu nikâb da ne? Güneşlere taç giydiren ışıkken. Hep hicranla bunca yıl bunca sene, Geçmiş gidiyor…baharlar beklerken. Doğ ruhlara arştan gelen burhanla! İnlet dört bir yanı altın sadânla! Hayat üfle sihirli rayihanla! Hak adına üfül üfül eserken. Konuş ki hatipler haddini bilsin, İlahî nefhanla ruhlar dirilsin. Erilecek zirvelere erilsin. Başlamış gökler de bunu dilerken… Ey mukaddes kitâb, ey ezeli nûr, Ey iklimi ziyâ, etrafı huzûr; Son demde bir kere daha ne olur, Ağar, ışık karanlığı boğarken..! Bahar olmasa da sonbahar olsun. Cihanlar tekmil âvâzınla dolsun; Yeniden namın hen yanda duyulsun! Şu fâni ömürlerimiz biterken…

 

Dursun Ali Erzincanlı

 

linien20126.gif