Archive for Åžubat, 2008
Åžub
26
Posted by zixak
Esselatü Vesselamü Aleyke ya Resûlullah!
Esselatü Vesselam Aleyke ya Habiballah! |
Sevgili Peygamberim!
Sana bu mektubu bir Nisan ayının son gününde, ömrümün yarı yılı geçmiş, belki de tükenmiş bir bahar akşamında yazıyorum. Yine sana özlem doluyum, yine hasret doluyum, sana duygularımı nasıl anlatayım bilemiyorum.
Belki de şöyle başlamalıyım.
| Ey güzeller güzeli, Rabbimin sevgilisi! Bu Nisan ayının güzelliÄŸi kadar güzel ÅŸu parlayan ayın ışığından daha parlak, ÅŸu mis gibi kokan hanımellerinden de güzel kokulu. Åžu kırmızı güllerin güzelliÄŸinden de güzel ve zarafetinden de zarif, ey tüm insanların sevgilisi! Ey Ebubekir’in dostu, Ömer’in yoldaşı, Ali’nin kılıcı, Osman’ın hayası, selam olsun sana! |
Sevgili Peygamberim, gönül yoldaşım, sırdaşım, arkadaşım, sevgilerin en güzeli ile sevdim seni. Seni sevmek ne kadar güzelmiş, yaşımın olgun bir zamanında ancak anlayabildim. Seni tanıdıkça sevdim, sevdim, sevdim.
Sana olan özlemimi anlatmak için Asr-ı Saadette yaşayabilseydim, bu sevdayı seninle paylaşabilseydim, yüreğimizi daraltan sıkıntıları sana anlatabilseydim. Senin tozun toprağın olabilseydim Efendim. Sorma bizleri ne olursun, bizler ne haldeyiz, senin bıraktığın yerlerde ne yazık ki değiliz. Senin ümmetin makam, mevki, mal, itibar peşinde. Hiç kimse sormuyor artık zenginin malı helalden mi haramdan mı? Mevki ve makam sahipleri o yerleri gerçekten hak ediyor mu? İnsanları ağlatanlar, ağlatmaktan zevk duyar oldu. Fakir fukara ne halde, hiç kimse sormaz oldu. Mevki ve makam sahipleri bulundukları yerleri kaybetmemek için, haksızlığa göz yumuyor.
Senin zamanında böyle değildi Efendim.
Ey güzeller güzeli bizleri seyretmektesin. Ümmetinin halini hepsini bilmektesin. Senden dua bekliyoruz Efendim. Medine’nin sıcak meltemleriyle nur ve ışık saracak rahmet bulutlarını gönderiver. Allah’tan gelen her ÅŸeye teslimiz, sabır ediyor ve şükrediyoruz, ama artık bu sıkıntılarımız bitsin istiyoruz.
Diyeceksin belki de, sizler bunları hak ediyorsunuz. Benim sünnetime Rabbimin emrine karşı geliyorsunuz. Beni gerçek anlamda sevmiyorsunuz.
Hayır Efendim. Gerçekten seni çok seviyoruz, baktığımız her yerde seni görmeye çalışmaktayız, ama belki de bizler nefislerimizin kurbanıyız.
| Bir çiçeğe senin gibi bakmayı bilmediğimiz için, toprağın yeşermesini, ağacın yeşillenmesini, bir ananın çocuğunu sevmesinden ibret almayı bilmediğimiz için böyleyiz. |
İşte onun için belki de Asr-ı Saadette yaşamak istiyoruz. Senin teslimiyetini görmek şükrü eda edişini seyretmek, seninle aynı mekanı paylaşmak ve aynı havayı solumak için istiyoruz.
Belki de sana şöyle seslenmek istiyoruz.
Ey Sevgililer Sevgilisi nerdesin?
Gel artık yüzyıllar geçti aradan
Bir dua iklimiyle gel ne olur
Bir rahmet deniziyle gel ne olur
Sil bütün kanayan yaraları
Aydınlat yeniden bütün dünyamızı
Işık saçarak nur saçarak gel
Gel de ey güzeller güzeli
Nasıl gelirsen gel
Efendim, altı sene önce Hacda çok güzel duygular yaÅŸadım. Medine’nin mis kokuyordu havası, meleklerin miski amberdi kokusu. Adım adım yaÅŸadım, ama dayanamadım. Senin soluduÄŸun havayı solumak, senin gezdiÄŸin toprakta gezmek, Uhud Dağını seyretmek, Hamza’nın ÅŸehit oluÅŸunu hayal etmek öyle güzeldi ki, Rabbim tekrarını nasip etsin inÅŸaallah.
Ya Nebi! Sana olan özlem hiç bitmiyor, dinmiyor. Rabbimin yarattığı her ÅŸeyde, Onun azametini görmeye, senin “Ümmetim, ümmetim” diye sesleniÅŸini duymaya çalışıyoruz. Senin yolundan belki de tam olarak gidemiyoruz, ama senden ÅŸefaat bekliyoruz. Bir gün gelip bu dünyadaki görevimiz bittiÄŸinde bizi gerçek alemde kucaklamanı bekliyoruz.
Sana selam olsun ey Sevgililer Sevgilisi. Kalbimiz yanarak özlemimiz bir kat daha artarak yalvarıyoruz Rabbimize.
Bizi sana layık ümmet etsin. Layık etsin ki ebedi alemde ebediyen seninle olalım.
Åžimdilik hoşçakal Efendim. Selma Kar / Bizimaile DergisiÂ
Åžub
24
Posted by zixak
 Yeryüzünü temâşa mevsimi tam,
Zümrüt tepelere yaslanmış bahar.
Her yörede şenlik, her yanda bayram,
Buhur buhur sihirli râyihalar…
Canlılık taşıyor akan sulardan,
Nağmeler yükseliyor, kuğulardan,
Vuslat arzusuyla yüksek dağlardan,
Çağıl çağıl denizlere ırmaklar…
Haliçeler gibi her yan rengârenk,
Âdeta bir hülyâ âlemi âhenk!
Ve rüyâlardaki Cennetlere denk,
Ovalar, obalar, altın çayırlar.
Göğe ser çekmiş ağaçlar salınır,
“Hû hû� nağmeleri heryanı alır;
Her gün başka güzellikle ağarır,
Hür maviliğiyle mahmûr sabahlar.
Hayat kesilmiş heryanıyla toprak,
Çiçeklerde tebessüm yaprak yaprak;
Neş’eyle dönüyor devreden bu çark,
Gamze çakıyor sevdâlı ufuklar.
Aşk u şevkin kaynaştığı bu yerde,
Vuslata açılır rûh perde perde;
Ayrı bir hazza erer her emelde,
Vicdanında her ân Hakk’ı duyanlar Fethullah Gülen

Åžub
24
Posted by zixak
 Her yanda bir ışık, karanlıklar çözülüyor,
İzbelerde uÄŸultu, yarasalarda telaÅŸ…
Yalan balonları büzüldükçe büzülüyor,
Kayıyor ilhad ölüm ufkuna yavaş yavaş,
Her yanda bir ışık, karanlıklar çözülüyor.
Milyonlarca yıldızdan milyonlarca gizli nûr,
İniyor sessiz sessiz zulmetlerin bağrına..
Ve inançla ışıldayan çehrelerde huzûr,
Koşup ebediyet üflüyorlar dört bir yana,
Milyonlarca yıldızdan milyonlarca gizli nûr,
Her gün daha da enginleşiyor mâvi ümid,
Baykuşlar her yanda ölüm marşları söylüyor..
Ve iÅŸte ufukta levent boylu ‘Nesl-i cedîd’!
Gecelerde hırıltı, geceler boğuluyor;
Her gün daha da enginleÅŸiyor mâvi ümid…
Ürpertiyor karanlıkları esen rüzgârlar,
Toprak rahmete döndü çölün enginlerinde..
Ve kabarıyor denizlerde mâvi dalgalar;
Renkli baharlar müjdesiyle günün birinde..
Ürpertiyor karanlıkları esen rüzgârlar. Fethullah Gülen

Åžub
24
Posted by zixak
 Zaman gelip geçmiş hissizlere ne!
Tulû’u, gurûbu gözsüz ne bilir!
Körler üzerinden geçse de sene,
Zaman der inler, zaman der esirir..
Zaman iç içe bir düğüm,
Zaman sırlı bir kördüğüm…
Geçen günler defterlerde hâtıra,
Defterler hesaplaÅŸma kefesinde..
Sıkıştırılmış bir-iki satıra,
Hüzünlü melodi ölgün sesinde.
Hazanla dökülmüş yaprak,
Yerlerde sürünen bayrak…
Zaman fıkır fıkır her yanı işve,
Çapkınlara tuzak bir karadelik;
Farkedinceye dek hep tatlı neşve,
Beylik sayılan bir sefil kölelik..
Aydınlık ruhlar öğünsün,
Gafletli baÅŸlar döğünsün…
Onda sonsuzluÄŸa uzanan yollar,
Onda meknî ebediyet şuuru;
Bizi kucaklayan ışıktan kollar,
Kapalı fânusta sırlar menşûru…
O “Ben O’yum� dediği sır,
Darda kalmışlara Hızır… Fethullah Gülen

Åžub
24
Posted by zixak
 Koşuyoruz durmadan
Bir lâhza ayrılmadan
Rengârenk hülyâlarla
Billûrdan rüyâlarla…
İnançla gerilerek
Kabre girinceye dek
Azmettik dönmemeye
Dönmektense ölmeye!
Dünyâyı terkederek
Ukbâdan vazgeçerek
Acz u fakr kanadıyla
Câna can Hak yâdıyla
Şevke açık sîneler
Bizler o tâli’liler…
Yığınlar sürünüyor
Düşe-kalka yürüyor
Başsız gövdeler hepsi
Ne fikri var ne hissi
Şeytanı çok, meleksiz
İlhâmları nesebsiz
Düşünce, düşürüyor
Hep boşluğa sürüyor
Sînesinde yok îmân
Bilgisi sırf bir gümân
Akla takılıp kalmış
Mantığıyla aldanmış…
İç âlemi sis duman
Zannınca koca ummân
Bir damlada boÄŸulmuÅŸ
Yürümeden yorulmuÅŸ…
Senin hâlin bir ihsân
Yolun Hak yolu inan
Eğil rûhunu dinle
Yer-gök bütün seninle
İftihârda berâber
Haber veren peygamber…
Bak şu aydınlık yola
Nurlularla kolkola
Hep kendi kendimize
Yollar uzuyor öze…
Yer yer tozuyor yollar
Yollarda sâdık kullar
Korksalar da azıcık
Ümît kapısı açık
Düşer yine kalkarlar
Kalkar O’nu ararlar…
Bir yerde karışıklık
Olsa, gelir bir ışık
Karanlığı delerek
Teessüs eder âhenk… Fethullah Gülen

Åžub
24
Posted by zixak
 Yananlar yanar durur, tıpkı ocaklar gibi,
AteÅŸi rûha vurur, her dalgası bir tipi…
Muzdarib olan ağlar, çağlayanlar utansın;
Dertli sînesin dağlar, ruhsuz ne sanar sansın!
Bahis açma gamsızdan, içime sis saçılır;
Nefes et kardan buzdan, gözüm gönlüm açılır…
Çoklarda yürek paslı, ölmeden ölüp gitmiş..
Bedende ruhlar yaslı, sanki işleri bitmiş.
Inâyet ola Hakk’tan, nabızda teklemeler;
Åžapa oturduk çoktan, ruhlarda eklemeler…
Azme kemend vurulmuÅŸ, yiÄŸitlikten yok eser;
Yorulmazlar yorulmuş, diri ölüden beter..
Başını yere koyup, inlesin inananlar;
Gönlünde Hakk’ı duyup, aÄŸlasın uyananlar..! Fethullah Gülen

Åžub
24
Posted by zixak
 Ey Rab, varlığın evvelden evvel,
Nezdinde bu mânânın adı ‘ezel’..
Yok nihayetin, olmaz Sana hitam,
Halk eden Sensin, Seninledir devam..
Tekmil varlık, nezdindeki bir nûrdan,
‘Ol’ dedin, oldu bir ışık billûrdan.
Her şey o baş döndüren âhengiyle,
Göz kamaştıran nûru ve rengiyle;
Dellâldır varlığına şüphemiz yok,
Her yanda akan nûrlar oluk oluk.
Sendendir her çehrede parlayan nûr,
Sendendir rûhlarda duyulan huzûr.
Yeryüzü Senin ihsanlarınla var,
Tek bir lem’asıdır Cemâlin bahar.
Bir cilvesi de onun sımsıcak yaz,
Haykırır varlığını avaz avaz.
Söyler Seni nûruyla ay ve güneş,
Sözleri melek şehâdetine eş..
Dalga dalga denizler ‘Hû’ der coÅŸar,
Irmaklar durmadan hep Sana koÅŸar.
Ormanlar uÄŸuldar durur derinden,
Mûsıkîler yükselir her birinden.
Nağmelerle inler bahçeler, bağlar,
El kaldırır Sana tepeler, dağlar..
İsmini yâd eder burçlar felekler,
Yâd ettiÄŸi gibi gökte melekler…
Rikkatle uçan kuşlar Seni anar,
Bir hür mavilikte sonsuza kadar.
Bilen bilir; onların önü açık,
Bilmeyene de lütfeyle azıcık! ..
Pervane gibi ışığa koşanlar,
Her an bir korla yanıp tutuşanlar;
Başları dönmüştür Senin şevkinden,
Mahmûr gezinirler Senin zevkinden.
Senden gayrı her şey onlara ağyâr,
Sensin bu kudsilere biricik yâr.
Duymuşsa Seni bir rûh candan geçer,
Nâm u şandan, inci mercandan geçer.
Sensin her ÅŸeyi var eyleyen kudret,
Sun, hep sunduğun gibi bir inâyet!
Aç ardına kadar kapını bize,
Göster teveccühünü hepimize.
Kalmasın nûruna ermedik gönül,
Kalmadı pek çoÄŸumuzda tahammül…
Bizler Senin elinde birer ‘ney’iz
Her zaman Seni söyleyen nağmeyiz.
Sal gönüllerimize bir inşirah,
Gelsin artık va’deylediÄŸin sabah.
Yıllar var ki, gönüllerimiz kebap,
Rûhlarımızda acı bir ızdırap.
Boynumuz tasmalı birer bendeyiz,
İltifatını umacak ’sin’deyiz.
Gerçi bazen sarsık, bazen zindeyiz,
Ancak, her dem peygamber izindeyiz.
Doğsun ey Rab beklediğimiz felâh,
Ve dinsin artık her türlü â u vâh!
Gelsin o nûrefşân günlerden haber,
El açıp inlediÄŸimiz bir seher…
Arza ne hâcet, hâlimiz ayândır,
Nûr bekliyoruz bir hayli zamandır… Fethullah Gülen

Åžub
24
Posted by zixak
 Ömrünü bitevî Dost yolunda yaşayanlar,
Ruhlarında her lâhza bir başka zevk duyarlar.
Hülyâlarına akan binbir ma’nâyla tutkun,
Bilmezler geceyi-gündüzü sanki hep meftûn.
Her mevsim bir bahar, her ses bir bülbül nağmesi,
Bu tatlı rüyâda her taraf Cennet bahçesi.
Yamaçları kar-kış bilmez, rengârenk çiçekler,
Yapraklarda cilve çakar, ötüşür böcekler.
Bu bitmeyen koroda baÅŸka ÅŸey iÅŸitilmez;
Burada güller solmaz, bu bahçe hazan bilmez.
Gökler pırıl pırıl, bir sonsuz ilmin hecesi,
Sevdâlı hülyaların büyülü bilmecesi.
İnsan bir kez bu ışık ikliminde yaşasa,
Ve Sonsuz’un meltemleri de rûhunu sarsa;
Sermest olur, O bilinmezin râyihasiyle,
Coşar ve nâra atar elinde kâsesiyle.
Hiç kanmayan meykeşler gibi içtikçe içer,
Rûhunu saran ma’nâ ile kendinden geçer…
Duyduğu her yeni hazla bir başka hâl alır;
Kalırsa insan bu zevk için dünyada kalır.
Şevk onları coşturduğu demlerde öteden,
Cennet’e erer başları oldukları yerden. Fethullah Gülen

Åžub
24
Posted by zixak
 Artık vefâya eyledik vedâ
Sızlıyor içim her şeyden cüdâ,
Her çehrede yalancı bir edâ.
Bir zamanlar canlı ve kıvraktık,
Çaylar gibi sonsuzluğa aktık
Her tarafda bir meş’ale yaktık.
Biz neş’eliyken herkes de şendi,
Ruhlara bir uÄŸursuzluk sindi,
Sanki üstümüze belâ indi.
Kalmadı eski günlerin tadı
Bilinmez nedir Hakk’ın murâdı,
Her yanı bir belirsizlik sardı. Fethullah Gülen

Åžub
24
Posted by zixak
 Varolma sevinci bizlerde büyük mutluluk,
ÖlmezliÄŸe, solmazlığa erdik bu îmânla…
Hasretle yanan sînelerin hasreti yokluk,
GeçmiÅŸ gidiyor en mes’ûd anları hicrânla…
Binbir tûfânın kol gezdiği iklimlerinde,
Ne bir şafak ağarır ne de bir güneş doğar..
İnkâra açık dünyâlarında perde perde;
Yeis nâralar atar, zulmet ışığı boÄŸar…
Varlık acı bir hülyâ, ölüm korkulu rüyâ;
Bütün bir hayat boyu düşer, kalkar, sürünür..
Ve dörtbir yanıyla cehennem kesilen dünyâ,
Ölüm soluklar ruhlarına, ölüm üfürür…
Bizim ötelere açık sinelerimizde,
Ne tipi boran duyulur, ne de hazan aÄŸlar.
Zamanın kesiksizleştiği uhrevî yüzde,
Her an ayrı bir bahar açar, neÅŸ’eler çaÄŸlar…
Guruplar, vuslat perdesini aralar geçer;
Şafaklar toyla, düğünle ağarır her gece..
Ruh bu hülyâlarla en sezilmezleri sezer;
Çözülür, çözülmeyen o bir yığın bilmece…
Duygular köpürdükçe yollar inişe döner,
İnsan kanatlanmış gibi tepelere inâd..
Her dönemeçte pırıl pırıl ayrı bir fener,
Sönmeyen ışık kaynağından ki, odur murad… Fethullah Gülen
