Archive for Aralık 22nd, 2007

Ara
22

Bedir

Posted by zixak Hazırlanın uzunca bir yolculuk var şimdi. Asr-ı saadete Cezîretül araba gidiyoruz. Bismillah diyin Bedir’e öyle girin Gökte melekler, yerde siz Ve bekleyin sessiz... Gelince İyi bakın onlara; Hem kendi zamanlarının Hem tüm zamanların en cesur yiğitleridir onlar Gökte yıldız; yerde arslandır onlar Yüz yirmi beş bin beden Ama bir tek ruh, Muhammedî ruhtur onlar Aslanlar çıkmıştır Medine’den Şimdi yoldadır Bedrin Arslanları İşte bakın şu Hz.Umeyr Aslan yavrusu. Yaşı küçük diye geri çevirecek rasulullah Ama öyle ağlıyor ki umeyr izin veriyor nebi Ey sad bin ebi vakkas! Sen bağla kardeşin Umeyr’in kılıcını Boyu kısa bağlayamıyor. Hz.Hamza’nın belinde iki kılıç duruyor. Attığı her adım bir kalbi durduruyor. Ey Hamza Gördüğün hiçbir şeyden korkmazsın bu doğru Ama heybetini gizli tut Yürüyüşün ölümü korkutuyor. Dinleyin Âlemlerin sultânını O konuşunca rüzgar bile susuyor; “Ey ashap! Hazır mısınız?� Sad bin muaz ayakta: “Ya Rasulallah!� diyor “Seni hak dinle gönderen Allah’a andolsun ki, Sen bize şu denizi gösterip dalarsan, Biz de seninle birlikte dalarız. Allah’ın bereketiyle yürüt bizi!� Tebessüm buyuruyor Habîb-i Zîşan! O, gülünce suya kanıyor susamışlar. Güller açıyor yüreklerde. Kederler unutuluyor. O gülünce, cennetler yaratılıyor. Gülüyor nebi ve yürüyorlar! Mekke’de çekilen acılar dinmiş Yürüyorlar! Sanki yıldızlar yere inmiş. Önlerinde Kâinatın Güneşi İşte Hz.Ömer ve Hz. Ali Biri Hattaboğlu! Biri Haydâr-ı Kerrar! Ve kolkola Ölümün ağzına giriyorlar! Bedir’de baba oğul, Bedir’de kardeş kardeşe... Mekke müşrikleri Üç yiğit istiyorlar önce Üç yiğit gösterin aranızdan bize. Melekler Alemlerin sultanına bakıyor Kimi işaret edecek Sultan-ı Rasul. Çünkü o işaret edince ay ikiye bölünüyor. Acaba mübarek elleri kime uzanacak; “Kalk ya Ubeyde! Kalk ya Hamza! Kalk ya Ali!� Gördünüz mü yiğitleri! Hamza’yı gördünüz mü? Nasıl da salına salına gidiyor. Ya Ali? Sanki gökten iniyor, velilerin babası! Ubeyde ayağından yara alıyor Efendisine gidiyor hemen “Ya Rasulallah, ben şehit miyim?� diyor “Evet sen şehitsin� Ve dua ediyor efendiler efendisi; Rabbi Rahimine uzatıyor ellerini “Allah’ım bana yaptığın va’dini yerine getir. Allahım bu bir avuç insanı helak edersen, Artık sana yeryüzünde ibadet edecek kimse kalmaz. Bir fırtına kopuyor Bedir’de... Hz.Mikail’in komutasında bin melek Rasulullah’ın Sağında! Bir fırtına kopuyor Bedir’de Hz. İsrafil’in komutasında bin melek Rasulullah’ın solunda Ve bir firtina daha! Hz. Cebrail, Bin melekle Rasulullah’ın önünde Üç bin melek alaca atlarla. Ey Ebu Cehil! Ne oldu? Düğüne gider gibi çıkmıştın Mekke’den Bedir’e çalgılarla, güle oynaya gelmiştin. Sen Allah’ın Rasulünü Ve O’na sevda çekenleri Sahipsiz mi sanmıştın? Dönüyorlar Bedir’den. Esirler arasında Peygamber amcası Hz.Abbas! Vakit gece... Esirlerin elleri bağlı Abbasın elleri sıkıca bağlı Bir inilti yayılıyor geceye. Uyuyamıyor rahmet peygamberi... Ya rasulallah niçin uyumuyorsunuz?� diyor sahabiler. “Amcamın iniltisi uyutmuyor beni� ve hemen Ashâb-ı Güzin Çözüyor peygamber amcasının ellerini. Rasulullah öğrenince durumu emir veriyor: “Tüm esirlerin çözün ellerini!� Dönüyorlar Bedir’den, Esirler arasında Peygamber damadı var. Fidye karşılığı serbest kalacak. Allah rasulüne bir gerdenlık uzatılıyor Kızınız Hz.Zeynep göndermiş, Beyinin fidyesi olarak... Şefkat peygamberinin gözleri doluyor. Çünkü bu gerdanlık, Kızının düğününde Hz.Hatice’nin taktığı kendi gerdanlığıdır. Yaşlı gözlerle konuşuyor nebi; “ O’nu salıverseniz, gerdanlığı da zeynep’e gönderseniz olur mu? “Olur Ya rasulallah sen üzülme! Sen bize canlarımızdan daha azizsin! Buyur, canımız feda sana yeter ki sen üzülme!� Dönüyorlar Bedir’den Sevgilileri dua ediyor Peygamber duasıyla dönüyorlar; “Kuluna yardım eden, dinini üstün tutan Allah’a hamdolsun.� Hamdolsun Âlemlerin Rabbi’ne Hamdolsun Âlemlerin Sahibi’ne...

DURSUN ALİ ERZİNCANLI 

[kml_flashembed movie="http://www.youtube.com/v/3aSV0dUnhrY" width="425" height="350" wmode="transparent" /]

Ara
22

Gelseydin

Posted by zixak  Sevgili!                                                                         Ümmü Mektum gibi Seni görmeden sana sesleniyoruz Alıp verdiğin nefesi duyar gibi Sanki açınca gözlerimizi Seni görecekmişiz gibi Sana sesleniyoruz. Senin huzurunda ses yükselmez. Edeple konuşulur; edeple susulur. Hele biz ki bu kapının dilencileri, El açıp beklemekten başka Bize bir şey düşmezdi ama Şu araya giren yıllar olmasa Medine’ne uzak yollar olmasa İsmin anılınca yürek yanmasa Kapında beklemekten başka Bize bir şey düşmezdi. Bekliyoruz Sultânım! Rüyada olsa bile Belki teşrif edersin diye Hem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi.                                                                                       Seni bekliyoruz. Gelseydin, Bizim için cennet olurdu gelişin.                                                                                         Gelseydin, Saadetli asrından gönderdiğin selâmını, 'Kardeşlerim' deyişini Birbirimize nasıl anlattığımızı görürdün. Gelseydin, Dolaşsaydın sofralarımızı, Bir tabak fazla görecektin, Bir bardak, bir kaşık fazla... Ve sofrada bir yer boş, Baş köşe! .. Ola ki Sen(A.S.M.) lutfeder gelirsin diye. Gelseydin, Dolaşsaydın gecelerimizi, O 'Kutlu Doğum' gecelerini, Anneler görecektin.                                                                                                                                             Yeni doğmuşsun gibi, Yeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi, Mışıl mışıl uyuyasın diye                                                                                                                                  Seni sabahlara kadar                                                                                                                                 Hayalen ayaklarında sallayan anneler görecektin. Sevgili! Gelseydin, Medine-i Münevvere'den dünyaya yayılan Ashabın gibi, Eyyüb Sultan gibi, Kab bin Malik gibi, Bir fecir vaktinde, Henüz yirmisinde yirmi beşinde, Bırakarak yurtlarını ocaklarını, Hedeflerine ilahi rızayı koyan, Arkalarına bakmayı ar sayan, Yiğitler görecektin. Onlar senin yiğidin, Elleri, o öpülesi elleri, Kimbilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken, Senin köyünün hayaliyle ısındılar. Gelseydin, Gecenin zifiri karanlığında,                                                                                                                            Uykunun en tatlı aralığında, Rabiatül Adeviyye gibi Rabbiyle başbaşa Gençler görecektin. Gözyaşı dökerken günahlarına, Veysel Karani'den istediğin gibi, İnsanlığa dua eden gençler görecektin. Gelseydin, Asr-ı saadet gibi olmasa da, Koklanmaya değer güllerimiz vardı. Yine senin ikliminde yetişen. Ama sen gelseydin, Dikenler bile gül kokardı EFENDİM(A.S.M.) ! ! ! Seninle göz göze gelmeden gizli gizli seni seyretmek... Hz.Vahşi gibi... Hani sen Hane-i Saadet'ten Mescid-i Nebevi'ye giderken Aişe annemiz ardından hayran hayran bakardı. Seni mescidin önünde bekleyen Ashabı'nınsa Bakışları yerdeydi. Edepten göz göze gelmezlerdi.                                                                                                                           Sende(A.S.M.) tebessüle nazar ederdin. Mütebessim çehreni bir Ebu Bekir(R.A.) görürdü, Bir de Ömer(R.A.) ... Şimdi okununca Ezan-ı Muhammedi Pencerelerde, kapı önlerinde, Seni(A.S.M.) bekleyen nemli gözler var. Gelseydin, Ve yürüyüp geçseydin önümüzden, Gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize. Sevgili! Hakiki aşıkların sana doğru uçarken Bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti. Dünya güzelliğiyle kollarını açarken Bize düşen el açıp kapında beklemekti. Sevgili..

DURSUN ALİ ERZİNCANLI

 

[kml_flashembed movie="http://www.youtube.com/v/dqnPiWyfb4w" width="425" height="350" wmode="transparent" /]
Ara
22

Hüsn ü Zan

Posted by zixak

Hazreti Ebû Hureyre’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (sallalahü aleyhi vesellem) şöyle buyurmuşlardır: Başkaları hakkında hüsn ü zan beslemek, kişinin kulluğunun güzelliğindendir. (Ebû Davud, 2/716;Müsned, 2/297)

 

Ara
22

Tek Başına Hareket Etmek

Posted by zixak  

Abdullah ibn-i Ömer (radiyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (sallalahü aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

Cemaatle beraber olun ve tefrikadan mutlaka kaçının. Unutmayın ki şeytan, tek başına hareket edenleri boş bırakmaz.

(Tirmizî; Fiten, 9)

 

Ara
22

Kanaat

Posted by zixak

Câbir b. Abdullah (radiyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamberimiz Efendimiz (aleyhisselam) şöyle buyurmuştur. Kanaat bitip tükenme bilmeyen bir hazinedir. (Taberânî, Mu’cemü’l-Evsat, 7/84)

 

Ara
22

Hayatın Kıymetini Bil

Posted by zixak  

Abdullah bin Abbas (radiyallahü anh) hazretleri Peygamber Efendimiz’in (aleyhissalatü vesselam) şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:

“Beş şey gelmeden evvel şu beş şeyi ganimet say: İhtiyarlık gelip çatmadan evvel gençliğin, hastalıktan evvel sıhhatin, fakir düşmeden evvel varlıklı olmanın, meşguliyetten evvel boş zamanın ve ölüm gelmeden evvel hayatın kıymetini bil, bunları güzel değerlendir!�

(Hakim, Müstedrek, 4/341)

Ara
22

İyiliklere Sevket,Kötülüklerden Sakındır!

Posted by zixak

Hazreti Huzeyfe (radıyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, her ifadesi lâl ü güher Efendiler Efendisi şöyle buyurur:

Nefsimi kudret elinde tutan Zat'a kasem olsun, ya “emr-i bi'l-maruf, nehy-i ani'l-münker� vazifenizi yerine getirerek insanları sürekli iyiliklere sevkeder ve kötülüklerden de sakındırırsınız ya da Cenâb-ı Allah, üzerinize umumî bir belâ gönderiverir. İşte o zaman, yalvarıp yakarsanız da duanız kabul edilmez.

(Tirmizî, Fiten: 9)

 

Ara
22

Sıdk ve Kezzab

Posted by zixak  

Abdullah b. Mes'ud (radiyallahu anh) Hazretleri’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Hikmetin Lisân-ı Fasîhi Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

(Size sıdka sarılmak, söz ve amelde hep doğruluğa yapışmak yaraşır.) Sıdk, insanı “birr�e, Allah’ın rızasına uygun düşen sâlih amellere sevkeder; birr de Cennet’e götürür. İnsan, kendini bir kere doğruluğa verip o yola yöneldi mi, artık o her zaman doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah indinde “sıddîk� (özüyle ve sözüyle hakka bağlı) olarak kaydedilir.

(Yalandan sakınınız!) Yalan insanı fücur bataklığına, haktan uzaklaşıp haddi aşmaya ve günaha dalmaya çeker; fısk u fücur da Cehennem’e sürükler. İnsan kendini bir kere yalana kaptırdı mı, artık o sürekli yalan söyler ve her işinde yalanın peşine düşer de neticede Hak nezdinde “kezzâb� (söz, hal ve tavırlarıyla  büsbütün yalancı) diye yazılır.

{Buharî, Edeb: 69; Müslim, Birr: 102, 103, (2606, 2607)}

Ara
22

Hergün Yatmadan Önce

Posted by zixak  

Hazreti Ebû Imare Berâ İbn Âzib (radıyallâhu anh)’ın rivayet ettiğine göre, Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

Ey uyumaya niyetlenen kimse, yatağına uzandığın zaman şöyle de: “Allahım nefsimi Sana teslim ettim, bütün benliğimle Sana yöneldim; işlerimi Sana emanet ettim, sırtımı Senin kudretine dayadım. Senin rahmetinden ümitvârım, gazabından da korkuyorum. Senin dergahından başka ne iltica edilecek bir yer var, ne de güvenilir bir mekan; Senin merhametine sığınıyor ve Senden eman diliyorum.. diliyor ve indirdiğin Kitab'a, gönderdiğin Peygamber'e (aleyhissalâtu vesselâm) imanımı ikrar ediyorum.� Şayet bunu okuduğun gece ölecek olursan fıtrat üzere (mü’mince) ölmüş olursun; eğer sabaha erersen, hayır bulursun.

[Buhârî, Daavât 7,9; Tevhid 34; Müslim, Zikr 56, (2710); Tirmizî, Daavât 76, (3391)]

Ara
22

Salih Amel

Posted by zixak  

Hazreti Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh)’ın rivayet ettiğine göre, Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

Kim bir mü'minin dünyevî sıkıntılarından birini giderirse, Allah Teâlâ da onun Kıyamet gününe ait meşakkatlerinden birini giderir. Kim darda kalmış bir insana kolaylık gösterirse, Cenâb-ı Allah da onun hem dünyadaki hem de ahiretteki işlerini kolaylaştırır. Kim bir müslümanın ayıbını örterse, Allah (celle celalühu) da onun kusurlarını gizler, onu dünyada ve âhirette rezil rüsvay olmaktan muhafaza eder. Bir mü’min, kardeşinin yardımına koştuğu müddetçe, Mevlâ-yı Müteâl’de onun yardımcısı olur.

Cenâb-ı Allah, ilim tahsil etmek maksadıyla yola çıkan kimseyi sonu varıp Cennet’e ulaşan yollardan birine dahil eder ve o yolda yürümeyi o kimseye kolaylaştırır. Bir grup insan, Allah'ın kitabını okumak, aralarında tedris etmek ve Cenâb-ı Hakk’ın  kelamından O’nun marziyatını öğrenmek üzere Allah Teâlâ'nın evlerinden herhangi birinde toplanırsa, müzakere esnasında üzerlerine mutlaka sekîne iner, rahmet onları her yandan kuşatır, melekler çevrelerini sarar ve Mevlâ-yı Müteâl, huzurunda bulunan mukarreb meleklere onlardan bahseder.

Ne var ki, bir kimse amellerindeki kusurlar yüzünden yavaşlar ve ilim yolunda geride kalırsa, soyu-sopu ve ecdadının fazileti onu hızlandıramaz; öyleyse, hiçkimse nesebine güvenip de salih amelleri ihmal etmemelidir.

{Müslim, Zikr: 38, (2699); Ebû Dâvud, Edeb: 68, (4946)}